|
 |
|
 |
 |
 |
 |
| Son Güncelleme: 08.07.2006 |
|
|
|
|
 |
| Gerçekte Tarot Yorumu Kişiye Özgündür... |
Fala bakmak için, herhangi bir şey kullanabilirsek neden Tarot´u kullanmayalım? Herhangi bir gelenek bize birşeyler söyleyecektir ama bu birşeyin değeri geleneğin içindeki bilgeliğe bağlıdır. Tarot resimleri kendi başlarına derin anlamlar taşıdıklarından, oluşturdukları şekilleri okumada, bizim hakkımızda veya genelde yaşam hakkında çok şey öğretebilirler. Formüle edilmiş anlamlar genelde hem çelişkili, hem de kördür ve aralarında nasıl seçim yapılacağını hiçbir şekilde göstermezler. Bu durum özellikle destenin en büyük bölümünü oluşturan Küçük Arkana için geçerlidir. Tarot üzerine yapılan incelemelerin hemen hemen hiçbirisinde bu konu derinlemesine işlenmemiştir. Ciddi çalışmalarda, Büyük Arkana´nın derin anlamlarını işleyenler, Küçük Kartlar´dan ya hiç bahsetmezler, ya da desteyi falcılık amacıyla kullanmakta ısrarlı olanlar için veya ticari olma zorunluluğunda istemeye istemeye kitabın arkasına bir seri formül serpiştirirler. Waite bile, Pamela Smith´in çizdiği gerçekten güzel olan resimlere kendi formüllerini vermekle yetinmektedir. Çoğu yazar için Waite, falcılığa prim vermiş ve kartların kullanım şeklini yozlaştırmıştır. Okumaları doğru şekilde yaparsak kartların anlamları hakkındaki bilgimiz artabilir. Belli bir kartın simgeciliğini incelemek bir yoldur ama aynı kartın diğerleriyle bağlantısını algılamak başka bir şeydir veya ayrı bir bilgi hatta yetenek düzeyidir. Çoğu kez formüle okumalar, başka türlü ortaya çıkamayacak önemli anlamları ortaya çıkarabilirler ama tarot okuyucusunun bunu anlaması ayrı bir olaydır. Tarot okumaları ayrıca bize önemli bir ders verirler. Tarot okuması yapmak yani kartları yorumlamak, yorumcuyla resimler arasındaki içgüdüsel duyguyu yenileme fırsatını verir. Sonuçta verilen tüm simgecilik, tüm ilk örnekler, tüm açıklamalar, sizi yanlızca resimlere bakıp, ´Bu kartın dediğine göre...´ demeniz için hazırlar. Tarot, bu ´anahtar´ın bir ayarlamasını dile getirir. Gerçekte gizli bir öğreti olmadığı gibi, bu anahtar değildir. Bir süreci temsil eder ve bize öğrettiği şeylerden biri, birleşmenin basit bir anahtar veya formülle gerşekleştiğini kabul etmemizin hata olmasıdır. Bu, daha çok Büyük Akrana´nın yirmibir aşaması boyunca adım adım ilerledikçe görünen gelişme ve artan bilinçlilikle gerçekleşir. Bir diğer Tarot yazımızda, hem ezoterik bilgileri genişletecek, hem de kartların anlamlarını biraz olsun görebileceğiz...
Birçok kişiye göre, gizem "Tarot" sözcüğünde gizlidir; sözcüğün Eski Mısırca bir sözcük olan "Ta-rosh"dan geldiği söylenir; "Ta-rosh"un anlamı "Kral Yolu"dur; Eski Mısır´ın Maji Tanrısı Thoth´u Tarot özdeşleştiren görüşler de vardır ve bu görüşe göre Tarot, Thoth´un tüm bilgeliğinin saklandığı kitaptır. Ve son bir diğer iddia sözcüğün Latince "Rota" dan üretilmiş bir anagram yani şifre olduğudur; bu da "çark" anlamına gelir; yaşamın doğumdan ölüme sürekli dönen bir çark olduğunu simgeler. Bütün bunlar birer varsayımdır ve hiç kimse Tarot´un kesin kökenini bilmemektedir ve gizemciliğin temel inancında Tarot asla bir fal değildir. Özetle, falın nerede Tarot Oyunu ile bütünleştiği de bilinmemekte, ya da tam tersinin... Hemen hemen her şeyle fala bakılır; kurban edilmiş hayvanların dumanları tüten iç organları, gökyüzünde uçan kuşların oluşturduğu şekiller, renkli taşlar, yazı tura atmalar, kahve fincanı, su tası, zar vb... Uygulamanın temelinde, öncelikle ne olacağını önceden öğrenme arzusu ve daha incelikle bakıldığında ise her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu, her şeyin bir anlamı olduğu ve hiçbir şeyin rastlantı eseri gerçekleşmediği inancı vardır. Rastlantı kavramı gerçekte çok yenidir yani neden ve sonuçtur; iki olay arasındaki tek geçerli bağlantı olduğu öğretisinden doğar. Bu mantıksal bağlantının dışında kalan olaylar tesadüfi yani anlamsıdır. Artık, rastlantılarda bir mantık veya matematiksel bir anlam aranmaktadır. Ama, daha önceleri, insanlar benzerliklere göre düşünürlerdi. Zodyak´ın yani gezegenlerin gök konumu haritasının yolu bir kişinin yaşamındaki yola benzetilirdi. Bir fincanın dibindeki çay yapraklarının şekli, bir savaşın çıkması olarak anlamlandırılır ve her şey birbirine bağlanırdı. Yani bir dizisel anlamsallık aranırdı. Bu düşünce, son zamanlarda, olayların seri halinde gerçekleşmesinden etkilenen bazı bilim adamları bile bu düşünceyi ciddiye almaya başlamışlardır. Bir Tarot okumasının gerçek yorumunu bilemeyebiliriz, okumanın kendisi veya kartların açılışı zamanla sınırlandırılmış bilgisizlik durumunun ötesine gidebilir. Tarot meraklısı, okuyucu olmasa bile okuma bir kesinlik anlamını taşır. Ve kartlarla yeterince çalışırsak, yorumlarımızı daha sonraki olaylarla karşılaştırırsak, resimlerle daha çok ilgilenir, konsantrasyonumuzu arttırır, aceleci olmazsak ve içgüdümüzü geliştirirsek, bazen kesinlik hakkında ve gerçek anlamı bilme yönünde ciddi, önemli ve işe yarar deneyler kazanabiliriz. Bu tür deneyler kendi değerlerini taşırken, bize bir yön duygusu sağlayarak hizmet ederler ve gerçekleştirmek istediğimizi algılamamıza yardımcı olurlar. Son olarak, Tarot okuması bize bir başka şey daha öğretir. Kartlar yaşama karşı takındıkları tavır bakımından tarafsız olamadıkları için bazı yaklaşımları ve inançları içerip diğerlerinden vazgeçtikleri için bizi değiştirirler. Zamanla her şeyin arasındaki dengeyi, yaşamın sürekli değişimi ve akışı içindeki sabit uyumu görürüz. Hep normal deneyimlerimizin ötesinde bekleyen kaçınılmaz bir tuhaflığın farkına varırız. Var oluştan gelen özel yetenekleri tanımayı, onları anlamak ve kullanmak için gereken sorumluluğu öğreniriz. Her şeyden önce, Tarot´un hep üzerinde durduğu bir gerçeği yani evrenin, tüm evrenin yaşadığını öğrenmeye başlarız. Ve kendimiz hakkında öğrendiğimiz her şeyi diğer başka şeyler hakkında da öğrenebiliriz.
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
|
 |
|
 |
 |
 |
|
ASTROMERKEZ.com 06-09-2010 |
|
Günes |
|
< |
|
|
Ay |
|
< |
|
|
Merkür |
|
< |
|
|
Venüs |
|
< |
|
|
Mars |
|
< |
|
|
Jüpiter |
|
< |
|
|
Satürn |
|
< |
|
|
Uranüs |
|
< |
|
|
Neptün |
|
< |
|
|
Pluto |
|
< |
|
|
TrueNode |
|
< |
|
|
Chiron |
|
< |
|
| |
|
|
|
 |
|
|