Üye Girişi
Kullanıcı
Şifre
Üye Ol! | Şifremi Unuttum
Anasayfa | Astro Club | Astroloji | Gizli İlimler | Burç Yorumları | Astroloji Çeşitleri
2006 Özel | Astro Shop | Rüya Tabirleri | İsimname | Astro Tarot | Sorunlarınız | Bize Ulaşın
 
Rüya Tabirleri
- Rüya Nedir?
- Rüya Kaç saniye sürer
- Rüya Çeşitleri
- Önemli Rüyalar
- Herkes Rüya Tabir edebilirmi?
 
 
ASTROMERKEZ.com
06-09-2010
Günes
<
Ay
<
Merkür
<
Venüs
<
Mars
<
Jüpiter
<
Satürn
<
Uranüs
<
Neptün
<
Pluto
<
TrueNode
<
Chiron
<
 
 

 
Aramak istediğiniz metni giriniz...

Arayacağınız Bölümü Seçiniz...

 

 
 
 
A | B | C | D | E | F | G | H | I | I | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | S | T | U | Ü | V | Y | Z
Önemli Rüyalar

Vahiy sadık rüya ile başladı

Özellikle Hz. Muhammed’e (s.a.v) vahyin geliş sürecinin 6 aylık sadık rüya görme dönemi ile başlaması ve bu dönemde görülen bütün rüyaların aynen gerçekleşmesi, rüyaların önemini bir kat daha artırmıştır. Kur’an-ı Kerim’de geçen birçok ayette gerçekleşecek olaylar hakkında peygamberlere rüyalar aracılığı ile işaretler bildirilmesi, Müslüman ilim adamlarının rüyaya daha çok değer vermelerine neden olmuştur. 

Her insan rüya görür. Hiç rüya görmediğini söyleyen, psikologlara göre rüyalarını hatırlamıyor demektir. Rüyaları küçümsemek, insanın kendini küçümsemesi olarak değerlendirilir. Bazen insana, müjde, bazen bir sevinç, bazen bir uyarı, bazen üzüntü, bazen de tedavi aracı olarak ortaya çıkar rüya.

Bilim adamlarına göre, insanlar uykusunun çok küçük bir bölümünde rüya görüyor. 8 saat uyuyan bir insan, uykusunun yüzde 20’sini rüya ile geçiriyor. Rüyaların büyük bölümü ise, sabahleyin güneşin doğuşuna yakın veya uyanmadan az önce görülüyor. Ancak bu uykunun diğer bölümlerinde rüya görülmüyor anlamına gelmiyor. Hatırlanan veya iz bırakanlar genellikle, uykunun son bölümde vuku bulanlar.

Yine rüyaların görülüşü sırasında, kalp atışları ve vücuttaki diğer organizmalar farklı  şekilde çalışmaya başlıyor. Dışarıdan bakan bir insan, rüya halini hemen anlayabiliyor. Ayrıca bilim adamlarına göre, birçok insanın kendisini etkileyen bir rüyayı dakikalarca anlatmasına karşın bu rüyanın uykudaki süresi 3-5 saniyeyi geçmiyor.

Rüya, çağlar boyunca bütün toplumlarda büyük önem görmüştür. Rüyanın mahiyeti ve kökeni hakkında çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Ancak  bu yazılıp söylenenler, her topluma ve her kültüre göre ayrı ayrı olagelmiş ve hep değişkenlik arz etmiştir. Tarihte bazı insan topluluklarında rüyaya büyük önem verilmiş ve bazen bu rüya tabirleri kitaplar halinde toplanmıştır. Genellikle rüya, uyanıklılık halinin bir uzantısıdır. Etkisinde kalınan sevindirici veya üzücü olayların uyku halinde yaşanması halidir. İslamda rüya, hukuki bir kaynak ve delil kabul edilmiyor.

Hiç kimse ben istediğim zaman rüya görürüm, istediğim zaman görmem veya ben dilediğimi görürüm de diyemez. Çünkü rüyanın mahiyeti henüz keşfedilmemiştir. Çünkü ruhani bir haldir. Ve bugünkü teknoloji, ruh ile beden arasındaki bağlantıyı çözecek ilme ve güce de sahip değildir.

Rüyalar ve insanlar için çok sözler söylenmiştir. Ne var ki, rüyaların gerçek olanı da, sadece hayal alemin de kalanı da vardır. Ve çok kere insanlar gördükleri rüyaları unuturlar. Gerçek rüyaları ise peygamberler, veliler ve salih kimseler görürler. 

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in rüyası

Peygamberimiz Ashabı ile birlikte Hicretin 6. yılında umre niyetiyle, Mekke’ye gitti. Yaklaştığında Mekkeliler, O’nu bırakmadılar. Çünkü aradaki gerginlikler geçmemişti. Hz. Muhammed,  bir rüya görmüştü o günlerde. Rüyasında, umre yapıyorlar, Mescidi Harama giriyorlar, görevlerini yerine getiriyorlar, hiçbir korku duymuyorlar, saçlarını kısaltıp, ihramdan çıkıyorlar. Bu rüyayı da Ashabına anlatmıştı.

Fakat, Mekkeliler onları Mekke’ye sokmamakta ısrar ettiler. Elçi olarak, Hz. Osman, Mekke’ye gönderildi. Sonuç olarak, o da ikna edemedi. Ve o yıl, umre yapılamadı. Ancak Hudeybiye Barışı imzalandı. Bu anlaşmaya göre, o sene umre yapılmayacak. Gelecek sene bilgi verilip öyle gelinecekti.

Umre görevi yapılmadan, tıraş olup ihramdan çıkılıp Medine’ye dönülünce bazı sahabeler, “Hz. Muhammed rüya görmüştü, korkusuzca umre yapacaktık” dediler. Hz. Muhammed, ise, böyle bir rüya gördüğünü ve umrenin yapılacağını doğruladıktan sonra tarihi vermediğini hatırlattı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik etmiştir. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan, Mescid-i Haram’a gireceksiniz..” (el-Fetih Sûresi, 27). Ve kısa sürede, Müslümanlar Mekke’yi fethedip, umrelerini rahatça yapabildiler.

Hz. İbrahim’in rüyası

Hz. İbrahim de diğer peygamberler gibi her türlü imtihana ve sıkıntılara tabi tutulmuştu. Bu haleti ruhaniye içinde iken bir gün, Allah’tan bir evlat istemiş, eğer kendisine bir erkek evlat verirse onu kurban edeceğini de nezretmişti.Allahu Teala ona kısa zamanda kendisine Hz. İsmail’i lütfetmişti. Aradan bir hayli zaman geçtikten sonra, Allah-u Teala, Hz. İbrahim’e nezrini hatırlatmak üzere rüyasında oğlunu kestiğini yani kurban ettiğini gösterir. Bu rüya üç defa görülmüştür. Hz. İbrahim hemen rüyasını tahakkuk ettirmeye başlamıştı. Kur’an’da bu husus şöyledir:

“(Çocuk) onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): “Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki, seni kesiyorum: (Düşün) bak, nedersin? (Çocuk): “Babacığım, sana emredileni yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. İkisi de böylece (Allah’ın emrine) teslim oldular ve (İbrahim, kurban etmek için) onu anlı üzerine yıktı. Biz ona: “İbrahim” diye seslendik .”Sen rüyayı doğruladın, işte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.” (Saffat Suresi 102-105). Allahu Teala onlara kurban kesilmesi için bir koç ikram etmişti.

 Hz Yusuf'un Rüyası

Yusuf Peygamber daha çocukken bir rüya görmüş ve rüyasının yorumunu babasına sormuştur. Babası Yakup Peygamber ise Hz. Yusuf’un rüyasıyla ilgili yorum yapmış ve onu güzel haberlerle müjdelemiştir. Ancak bununla birlikte rüyasını diğer kardeşlerine anlatmaması konusunda kendisini uyarmıştır. Bu olay Kur’an’da şu şekilde geçer:

Hani Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm” demişti. (Babası) Demişti ki: “Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Yusuf Suresi, 4-6)

Yusuf Peygamber babasına rüyasını anlattığında babasının rüyasını kardeşlerine anlatmaması konusunda onu uyarmasının sebebi, kardeşlerinin güven vermeyen tavrıydı. Yakup Peygamber ilim sahibi, ferasetli bir insan olduğu için oğullarının fitne çıkarmaya müsait olan karakterlerinin ve kıskanç yapılarının farkındaydı. Onları çok iyi tanıdığı için Hz. Yusuf’a tuzak kurabileceklerini de tahmin etmekteydi. Bu nedenle Hz. Yakup şeytanın düşmanlığına dikkat çekmiş, Hz. Yusuf’a temkinli olmasını öğütlemiştir.

Bir Rüyadan Doğan İmparatorluk Osmanlı İmparatorluğu

Osman Bey sık sık Şeyh Edebaliı’nin ziyaretine gider öğütlerini dinlerdi. 1277 senesinde, yine Şeyh Edebâli’nin evinde misafir olarak kalıyordu. Ancak odanın duvarında asılı duran Kur’an-ı Kerim’i görünce ona hürmet edip uzanıp yatamadı. Kur’an’a gönülden bağlı bir insan olan Osman Gazi, yatağın kenarında otururken bir ara dalınca çok ilginç bir rüya gördü.

Gördüğü rüyayı sabahleyin Şeyh Edebâli’ye anlattı. Rüyası şöyleydi:  Osman Gazi’nin göbeğinden bir su çıkar. Bu su gitgide çoğalarak geçit vermez bir nehir olur. Bu nehrin kenarında bir ulu çınar belirir. Öyle bir çınar ki dalı budağı her tarafa yayılmış, çınarın tepesi göklere doğru gözün göremeyeceği kadar yükselmiştir. Sonra bu çınarın altındaki gölgelikte her renk ve cinsten insanlar toplanmış, neşe içinde gülüşüp oynaşıyorlar. Bu arada karşıdan Şeyh Edebâli Hazretleri tebessüm ederek yanına gelmektedir. Tam yaklaştığı sırada Şeyh Edebâli Hazretleri’nin göğsünden göz kamaştıran parıl parıl parlayan bir ay, çıkıp kendi göğsüne giriyor.

Şeyh Edebâli Hazretleri’ne rüyası arz edildiğinde mübarek zâtın tabiri çok mühimdir:

“Göbeğinden çıkan su senin soyundur.Yüzyıllarca çoğalarak devam edecek.Ulu çınar ağacı kuracağın kudretli bir devletle tabir olunur.Öyle bir devlet ki, bu devlet cihana hükmedecek kıyamet alâmetleri ortaya çıkmadıkca yıkılmayacaktır. Birçok millet o devlette mesut ve bahtiyar olarak huzur ve adalet içinde yaşayacaklar. Benim göğsümden çıkan ay da, Kızım Malhun Hatun’un (Rabia Bala Hatun) senin helalin olacağını işaret eder. “

Osman Gazi, on dokuz yaşında iken Şeyh Edebali’nin kızı Malhun Hatun ile evlendi. Bu izivaçtan Orhan Gazi doğdu. Bu rüyadan doğan Osmanlı Devleti tam 6 asır Devlet-i Muazzama olarak üç kıt’ada hüküm sürdü.Osman Gazi’nin soyundan gelen Padişahlardan bazıları 50 yıl bazıları birkaç ay Tahtta kaldı. Büyük bir devlet kuran Osman Gazi öldüğünde kendisinden geriye şahsi mirası olarak bir atı, bir kılıcı, bir çizme ve bir de çadırı kaldı.

 

“Sadık rüya nübüvvetin 46 cüzünden biridir”

Hadisi şerifte, sadık rüya nübüvvetin 46 cüzünden biridir diyor. Yani rüya, bir ilim olarak gösteriliyor. Yusuf suresinde de, Hz. Yusuf A.S.’a rüya te’vili ilminin öğretildiğinden bahsediliyor. Bu rüyanın, sembolik dili ve bunun çözümü, bir tür bilgi ve mesaj iletimi ile alakalı  bir yöne sahip. Ve bütün bunlarla birlikte, hala esrarını koruyan bir psikolojik ruhun derinlikleriyle alakalı, böyle bir yumaklar bütünü halinde bilinmeyene yakın bir olay olarak değerlendiriyoruz.

Ama tabiriyle alakalı olarak Kur’an-ı Kerim’de böyle bir kapı açılmıştır. Bununla alakalı, kitaplar yazılmıştır. Ve sadık rüyaların doğru çıktığı vakidir. Ama şeytani rüyalar daha çoktur. Ancak bütün bunlarla birlikte, rüya ile amel edilmeyeceğini söyleyerek, rüyayı bırak rü’yete bak, gözünün önüne bak, gördüğüne bak tavsiyesiyle insanın rüyaya bakarak değil gözünün önüne bakarak yaşaması gerektiği kanaatindeyiz.

Ezan, rüya ile emredildi

Zamanla İslam’ın tüm emirleri ortaya çıkmıştı. Namaz, oruç, zekat farz kılınmış, helaller ve haramlar belirlenmisti. Fakat müslümanların namaza nasıl çağrılacagi konusu belli değildi. Sonra Abdullah İbn Zeyd, bir rüya gördü ve bu rüyayı Peygamber (S.A.V.) ‘e anlattı: “Üstünde iki parça kumaştan yeşil elbiseli bir adam yanımdan geçti, elinde bir çan vardı. Ben ‘Ey Allah’ın kulu, o çanı bana satar mısın?’ dedim.Ne yapacağımı sordu. ‘Onunla insanları namaza çağıracağım’ dedim. ‘Sana ondan daha güzel bir yol göstereyim.’ dedi. ‘Allahü Ekber demelisin’ Bunu dört defa tekrarladı. Sonra da ikişer defa şehadet kelimelerini okudu” dedi.

Bunun üzerine Peygamber (S.A.V.):

“Bu gördüğün hak bir rüyadır. Bunu sesi güzel olan Bilal’e öğret “ dedi. Bilal artık  her sabah ezanı büyük bir sevkle okuyordu. Bilâlin okuduğu ezân, Medine’nin her tarafından duyuldu. Aynı rüyâyı Hz. Ömer de görmüş, fakat Abdullah daha önce haber vermişti.(148) Daha sonra Bilâl, sabah ezânlarına “es-salâtü hayrun minen-nevm” (namaz uykudan hayırlıdır) cümlesini de eklemiştir.

Ezân, şeâir-i İslâmiye’dendir. Vâcib derecesinde kuvvetli bir sünnettir. Yalnız rüyâ ile değil, Rasûlullah (S.AV.)’in sünneti ve daha sonra inen âyetlerle de sâbittir

 

Müslümanın salih rüyası Allah’tan ona gelen bir hediyedir

Rüya, Kur’anî bir ifade. Kur’an, rüyaların bir değeri olduğunu söylüyor. Hz. Yusuf ‘a (A.S.)  rüyaların tabiri konusunda özel bir bilgi verildiğini Kur’an-ı Kerim söylüyor. Yine ayeti kerimelerde Hz. Yakup’un (A.S.) tevilleri vardır. Bu ayeti kerimlerden rüyaların bir değeri ve anlamı olduğu anlaşılmakta. Tabi bu, herkesin rüyayı tabir edebileceğini göstermiyor. Allah tarafından peygamberlere bir mucize, ilham olarak verilmiştir onun için onların tabirleri doğru çıkar.

Hz. Peygamberin de rüyalara önem verdiği biliyoruz. Onun rüyaları yorumlarken bazen sabah namazından sonra sahabeye dönerek bugün ne rüya gördünüz diye sorduğu rivayet ediliyor.  Sahabeden aldığı bilgiyle direk olarak yorumladığını biliyoruz.  Bazen sahabeden birisine mesela Hz. Ebubekir’e yorumlattığını biliyoruz.

Hz. Peygamberin bazen kendi rüyalarını tabir ediyor. Biliyorsunuz onların rüyaları vahiydir ve bağlıyıcıdır. Hak bilgidir. Tabirlerin de doğru çıktığını görürüz. Bazen Hz. Peygamberin rüyalarının çok daha sonra çıktığı da görülmüştür. Örneğin, Ebu Cehil ile ilgili bir rüya görüyor. Rüyada  ona ait bahçeler bulunuyor. Zaman geçiyor, Ebu Cehil ölüyor. Mekke’nin fethinde Ebu Cehil’in oğlu İkrime müslüman oluyor. Peygamber Efendimiz Ümmü Seleme’ye diyor ki, hatırlarmısın ben Ebu Cehil ile ilgili bahçe ve binalar görmüştüm. Hatırlıyorum deyince, meğer o bahçeler İkrime’ninmiş diyor.

Alimler bu rüyaları, insanları doğru yola ilettikleri Rahmani diye yorumlamışlardır. Şeytani rüyalar ise, insana korku veren ve itibar edilmemesi gereken rüyalardır. Bir de kuruntu rüyalar vardır, o da gündüz bir şey düşünüp gece görülmesidir. Son ikisine pek itibar etmemek gerekir. Rüyanda namaz kılmayı görüyorsan, bu güzel bir şeydir. Hz. Peygamberi görüyorsun, o seni hayra yöneltiyor.

Müslümanın salih rüyası Allah’tan ona gelen bir hediyedir deniyor. Rüyanın bir gerçekliği vardır. Şu yanlıştır. Birebir hangi rüya tabircisi olursa olsun, çıkıp benim rüyam şudur diye yersiz korku ve ümide kapılmaması gerekir. Demek ki, rüya bakış ve tevil ediş çok önemli. Bir de, rüyanın gören kişinin durumu çok önemli. Birebir şu demek doğru değildir. Okusunlar ibret alsınlar. Ama buradan kendilerine bir psikolojik bir rahatsızlık çıkarmasınlar. İmam Nablusi, bu konuda ön planda olanlardan birisidir. Mutlak manada, tecrübeler söz konusudur. O büyük zatlar, rüyaları hep hayıra vesile etmişlerdir. Hz. Peygamberi görsek veya namaz görsek ne olur? Efendim bunlar zaten hayır olan şeyler. Hayra yorumluyorlar.

Bazı konularda endişelerini ifade ediyorlar. Ben bu zatların yorumları tevilde, tevhidi ve imanı ön plana çıkarıp hareket ettiklerine inanıyorum. Çünkü, bu zatların hedefleri devamlı insanları hayra yöneltmektir. Rüyayı bir müjde veya şerden korumak için bir uyarı olarak görmüşlerdir. Onun için onların tabirlerine bakmakta fayda var. Ama, Peygamber Efendimiz, Hz. Ebubekir’in rüyasını düzeltmiş, yanlışı var doğrusu var demişse bütün tevillerin doğru ve yanlış bir olma ihtimali var.

 

 

 
 
lütfen burcunuzu ve doğum saatinizi giriniz...
Burcunuz:
Doğum Saatiniz:
Yükselen Burcunuz:

 

 
Bu Yalancılık Bu Sahtekarlık nereye kadar?
Medyum Recep KAPLAN
Gerçekte Tarot Yorumu Kişiye Özgündür...
Burak S
Günahlardan arınmak için fırsat günleri başlıyor
Hatice KAPLAN
Gazeteciliğin Yüzkaraları.
Volkan YAZMAN
 
 
Astro Shop | Burcunuzu Tanıyın | Astro Bilim | Astro Gündem | Astroloji Çeşitleri
Medyum Recep Kaplan | Fal Çeşitleri | Astro Magazin | İletişim
| Webmaster Araçları(Yeni)
  Copyright © 2010 Astromerkez.com| Yasal Uyarı | Kullanım Koşulları | Yardım | Webmaster